Enstitüler / Institutes
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390
Browse
5 results
Search Results
Item Continuum of care during pregnancy, delivery, and postnatal care among ever-married women in Somalia(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2024) Mohamed, Adam Abdulkadir; Akın, AyşeIntroduction: Somalia remains one of the most dangerous places for women to give birth, with a current maternal mortality ratio of 621 deaths per 100,000 live births, ranking among the highest globally. In this study, we aim to investigate the level of completion, factors associated with it, and barriers along the maternity continuum of care in Somalia. Method: This study used secondary data from the Somalia Health and Demographic Survey 2020 and primary qualitative data. In the quantitative analysis, we restricted our analysis to ever-married women who had a live birth in the five years preceding the survey (n = 2432). In the qualitative section, we used focus group discussion with childbearing mothers purposively sampled from urban, rural, internally displaced persons, agro, and nomadic pastoralists and in-depth interviews from healthcare providers, policymakers, recently delivered and childbearing mothers, community leaders, and traditional birth attendants. Completion of the continuum of maternity care was the outcome variable and was constructed into a binary variable, with complete coded as one and incomplete coded as 0. We categorized it into three models: Antenatal Care (ANC4+) as the first model, Antenatal Care plus Skilled Birth Attendant (ANC4+ & SBA) as the second model, and Antenatal Care, Skilled Birth Attendant, and Postnatal Care (ANC4+ & SBA & PNC) as the third model. Results: More than half of the women (53.1%) had their most recent births at ≤ 19 years old. Only 14 (0.6%) mothers received all three maternal healthcare services (ANC4+, SBA, and PNC within 48hrs). Maternal age at birth, residence, mother's education, employment, healthcare decision-making, radio exposure, and wealth quintile were variables significantly associated with Model 2 (ANC4+ and SBA) at p-value <0.05. The maternity continuum of care gaps varies across different community categories, such as urban areas, rural areas, IDPs, agro-pastoralists, and nomadic pastoralists, due to diverse reasons, including service availability, access to care (financial, distance, and transportation), socioeconomic disparities, infrastructure, climate-related, and security issues. Conclusion: The completion of the maternity continuum of care is more skewed towards urban residents; maternal health care utilization decreases as they progress from ANC4+ to PNC utilization. The government and partners should design and implement strategies to improve maternal healthcare utilization specific to rural and nomads who are less educated, not working, low income, and have less power in decision-making. Giriş: Somali, dünyada kadınlar için doğum yapmanın en riskli olduğu ülkelerden biridir. Her 100.000 canlı doğumda 621 olan anne ölüm oranı, küresel olarak en yüksek seviyeler arasındadır. Bu araştırma, Somali'de annelik bakımının tamamlanma düzeyini, bakım sürekliliği ile ilgili faktörleri ve süreklilik boyunca karşılaşılan engelleri değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırmada, Somali Sağlık ve Demografi Araştırması 2020'den elde edilen ikincil verilerle birlikte, nitel birincil veriler kullanılmıştır. Nicel analiz için veriler, araştırmadan önceki beş yıl içinde canlı doğum yapmış ve evli olan kadınlarla sınırlanmıştır (n = 2432). Nitel analizde ise çocuk doğuran annelerden seçilen örneklerle odak grup görüşmeleri yapılmış, sağlık hizmeti sağlayıcıları, politika yapıcılar, toplum liderleri ve geleneksel doğum görevlileri ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Annelik bakımının tamamlanması, DÖB4+, DSB, ehliyetli kişilerce gibi üç temel hizmetin alınması ile değerlendirilen ikili bir değişken olarak yapılandırılmıştır: Tamamlanmış bakım sürekliliği "1", eksik olan ise "0" olarak kodlanmıştır. Sonuçlar: Katılımcı kadınların %53,1'i ilk doğumlarını 19 yaş ve altında yapmıştır. Araştırmaya katılan kadınların yalnızca %0,6'sı (14 kişi) tüm annelik bakım hizmetlerini (DÖB4+, DSB ve ehliyetli kişilerce) alabilmiştir. Annenin doğumdaki yaşı, ikametgah türü, eğitim durumu, istihdam durumu, sağlık hizmetlerine erişim kararı, radyo maruziyeti ve refah düzeyi Model 2’de (DÖB4+, DSB) istatistiksel olarak anlamlı ilişkili faktörlerdir (p<0,05). Annelik bakım sürekliliğindeki eksiklikler, hizmetlerin mevcudiyeti, finansal, mesafe ve ulaşım engelleri, sosyoekonomik eşitsizlikler, altyapı yetersizlikleri, iklim koşulları ve güvenlik sorunları gibi çeşitli nedenlerle farklı topluluklar arasında farklılık göstermektedir. Sonuç: Annelik bakım hizmetlerinin tamamlanması genellikle kentte yaşayan kadınlar için daha yüksek orandadır. DÖB4+, hizmetinden DSB’ye kadar geçen süreçte bakım sürekliliğinde ciddi bir düşüş gözlemlenmektedir. Bu doğrultuda hükümet ve işbirliği yapılan kuruluşların, kırsal ve göçebe topluluklarda, özellikle de eğitim seviyesi düşük, çalışmayan, düşük gelirli ve sağlık hizmeti kararlarına katılımı sınırlı olan kadınlara yönelik iyileştirici stratejiler geliştirmeleri önem arz etmektedir.Item The Turkish lip reading using deep learning method(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2023) Berkol, AliAutomated lip reading is a research problem that has developed considerably in recent years. Lip reading is evaluated both visually and audibly in some cases. Detecting an unwanted word from a security camera is an example of a visual lip-reading problem. Audio-visual datasets are not applicable where such image-only data is involved. Therefore, we may not have audio input in all cases. In certain cases, it is not feasible to obtain the audio input of the spoken word. In this study, we have gathered a novel Turkish dataset consisting solely of images. The dataset was generated using YouTube videos, which constitute an uncontrolled environment. Consequently, the images present challenging parameters with respect to environmental factors such as lighting conditions, angles, colors, and individual facial characteristics. Despite the variations in facial attributes like mustaches, beards, and makeup, the visual speech recognition problem was addressed using Convolutional Neural Networks (CNN) without making any modifications to the data. The problem was formulated with 10 classes, comprising single words and two-word phrases. While developing the study, comparisons were made with LSTM, BGRU, and Dilated CNN. The proposed study using only-visual data obtained a model which is automated visual speech recognition with a deep learning approach. In addition, since this study uses only-visual data, the computational cost and resource usage is less than in multi-modal studies. Also, we introduce introduced a novel approach called Concatenated Frame Images, which involved combining image frames into a single large frame. It is also the first known study to address the lip reading problem with a deep learning algorithm using a new dataset belonging to the Ural-Altaic languages. Otomatik dudak okuma, son yıllarda önemli ölçüde gelişen bir araştırma problemidir. Dudak okuma bazen görsel olarak, bazen de işitsel olarak değerlendirilmektedir. Güvenlik kamerasından istenmeyen bir kelimenin tespiti, görsel dudak okuma problemine bir örnektir. İlgili birimler sadece görüntü verilerinin olduğu durumlarda işitme-görsel veri setlerinden yararlanamazlar. Bu nedenle, tüm durumlarda ses girdisine sahip olmak mümkün değildir. Telaffuz edilen kelimenin ses girişini her zaman elde etmek mümkün değildir. Bu çalışmada yalnızca görüntü kullanılarak yeni bir Türkçe veri seti toplandı. Yeni veri seti, kontrolsüz bir ortam olan Youtube videoları kullanılarak oluşturulmuştur. Bu nedenle, görüntüler ışık, açı, renk ve yüzün kişisel özellikleri gibi çevresel faktörler açısından zor parametrelere sahiptir. Bıyık, sakal ve makyaj gibi farklı yüz özelliklerine rağmen, görsel konuşma tanıma problemi, veri üzerinde herhangi bir müdahale olmadan Konvolüsyonel Sinir Ağları (CNN) kullanılarak tek kelime ve iki kelime öbeklerini içeren 100 sınıfta geliştirilmiştir. Öte yandan çalışma geliştirilirken LSTM, BGRU ve Dilated CNN ile karşılaştırmalar yapılmıştır. Yalnızca görsel veri kullanılarak yapılan önerilen çalışma, derin öğrenme yaklaşımıyla otomatik görsel konuşma tanıma modeli elde etmiştir. Ayrıca, bu çalışma yalnızca görsel veri kullandığından çoklu modalite çalışmalarına göre hesaplama maliyeti ve kaynak kullanımı daha azdır. Ayrıca, Birleşik İmajlar Yönetimiyle, görüntü çerçevelerini tek bir büyük çerçeveye birleştirme işlemine dayandırarak klasik kesik yöntemle karşılaştırma yaptık. Ayrıca, bu çalışma, Ural-Altay dillerine ait yeni bir veri seti kullanarak derin öğrenme algoritmasıyla dudak okuma problemine yönelik yapılan ilk bilinen çalışmadır.Item Sign language recognition with zero-shot learning(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2024) Giray Sercan, Özcan; Emre, SümerSign language holds great importance for a specific segment of society. Automating Sign Language Recognition (SLR) using machine learning is crucial for facilitating communication between different segments of society. However, creating the necessary labeled data for this task is very challenging. Furthermore, the evolution and changing meanings of sign language words over time make this field even more difficult. This work presents a novel approach to Zero-Shot Sign Language Recognition (ZSSLR). Using hand and landmark data extracted from the signer’s body data, the signer’s hand and body have been modeled. To determine which of the extracted and modeled features are more important for this purpose, a data grading method was applied. In Zero-Shot Learning (ZSL), datasets containing descriptions of the movements in sign language videos were used. The results were tested on two benchmarkable ZSL datasets and demonstrated in ZSL and Generalized Zero-Shot Learning (GZSL) settings. ˙I ¸saret dili, toplumun belirli bir kesimi için büyük önem ta¸sımaktadır. ˙I¸saret Dili Tanımanın (SLR) makine ö˘grenmesi kullanılarak otomatikle¸stirilmesi, toplum kesimlerinin ileti¸simini kolayla¸stırmak için çok önemlidir. Ancak, bu görev için gerekli olan etiketlenmi¸s verilerin olu¸sturulması oldukça zordur. Dahası, zaman içinde i¸saret dili kelimelerinin evrim geçirip anlamlarının de˘gi¸smesi bu alanı daha da zor hale getirmektedir. Bu çalı¸sma, Sıfır- Shot˙I ¸saret Dili Tanıma (ZSSLR) için yenilikçi bir yakla¸sım sunmaktadır. ˙I¸saretçinin vücut verilerinden çıkarılan el ve landmark verileri kullanılarak, i¸saretçinin el ve vücudu modellenmi ¸stir. Çıkarılan ve modellenen özniteliklerin bu amaç için hangisinin daha önemli oldu˘gunu belirlemek amacıyla bir veri derecelendirme yöntemi uygulanmı¸stır. Sıfır-Shot Ö˘grenmede (ZSL), i¸saret dili videolarında yapılan hareketlerin tanımlarını içeren veri kümeleri kullanılmı ¸stır. Sonuçlar, iki kar¸sıla¸stırılabilir ZSL veri kümesinde test edilmi¸s ve ZSL ve Genel Sıfır-Shot Ö˘grenme (GZSL) ayarlarında gösterilmi¸stir.Item User-Place interaction in place-independent spaces- a case of caravan from Turkey(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Özgüner Atak, Ebru; Güner Aktaş, GözenThis thesis aims to investigate the user-place interaction in ground-independent spaces, with a specific focus on caravans. The study seeks to understand the thoughts, experiences, and preferences of individuals living in caravans, as well as their relationship with the space and the furniture within it. By exploring the semantic, physical, and psychosocial dimensions of this user-place interaction, the research aims to identify the factors that contribute to a sense of freedom and spatial belonging in caravans. Housing is not merely a physical structure but also a social existence that provides shelter and facilitates the establishment and maintenance of one's life. Therefore, it is crucial to examine the user-place interaction in caravans to gain insights into the design elements that foster a positive living experience in these spaces. The study will employ qualitative research methods, including interviews and observations, to gather data from individuals living in caravans. These data will be analyzed using thematic analysis to identify common themes and patterns related to the user-place interaction. The findings will contribute to the existing literature on housing and design, providing insights into the unique challenges and opportunities presented by ground-independent living spaces. The research aims to provide practical recommendations for designers and architects working on caravan designs, as well as insights for individuals considering or currently living in caravans. By understanding the user-place interaction in caravans, it is possible to create living spaces that not only meet the functional needs of the residents but also enhance their overall well-being and sense of belonging. In conclusion, this thesis seeks to explore the user-place interaction in ground-independent spaces, specifically focusing on caravans. By examining the thoughts, experiences, and preferences of individuals living in caravans, as well as their relationship with the space and furniture, the study aims to identify the factors that contribute to a sense of freedom and spatial belonging. The findings will provide valuable insights for designers, architects, and individuals living in caravans, ultimately contributing to the development of more inclusive and user-centered designs for ground-independent living spaces. Bu tez, karavanlara özel olarak odaklanarak yerden bağımsız mekanlarda kullanıcı-mekân etkileşimini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma, karavanlarda yaşayan bireylerin düşüncelerini, deneyimlerini ve tercihlerini, mekanla ve içindeki mobilyalarla olan ilişkilerini anlamayı amaçlamaktadır. Araştırma, bu kullanıcı-mekân etkileşiminin anlamsal, fiziksel ve psikososyal boyutlarını keşfederek karavanlarda özgürlük ve mekânsal aidiyet duygusuna katkıda bulunan faktörleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Konut, yalnızca fiziki bir yapı değil, aynı zamanda barınmayı sağlayan, kişinin yaşamını kurmasını ve sürdürmesini kolaylaştıran toplumsal bir varlıktır. Bu nedenle karavanlarda kullanıcı-mekân etkileşimini incelemek, bu mekanlarda olumlu bir yaşam deneyimini teşvik eden tasarım öğelerine dair içgörü kazanmak açısından çok önemlidir. Araştırmada karavanlarda yaşayan bireylerden veri toplamak amacıyla görüşme ve gözlemleri içeren nitel araştırma yöntemleri kullanılacaktır. Bu veriler, kullanıcı-yer etkileşimiyle ilgili ortak temaları ve kalıpları belirlemek için tematik analiz kullanılarak analiz edilecektir. Bulgular, konut ve tasarım konusundaki mevcut literatüre katkıda bulunacak ve yerden bağımsız yaşam alanlarının sunduğu benzersiz zorluklara ve fırsatlara dair içgörü sağlayacak. Araştırma, karavan tasarımları üzerinde çalışan tasarımcı ve mimarlara pratik öneriler sağlamanın yanı sıra, karavan kullanmayı düşünen veya halihazırda karavanda yaşayan bireylere de fikir sunmayı amaçlıyor. Karavanlarda kullanıcı-mekân etkileşimini anlayarak, yalnızca sakinlerin fonksiyonel ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp aynı zamanda genel refahlarını ve aidiyet duygularını da artıran yaşam alanları yaratmak mümkündür. Sonuç olarak bu tez, özellikle karavanlara odaklanarak yerden bağımsız mekanlarda kullanıcı-mekân etkileşimini keşfetmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, karavanlarda yaşayan bireylerin düşünce, deneyim ve tercihlerinin yanı sıra mekân ve mobilyalarla olan ilişkilerini inceleyerek özgürlük ve mekânsal aidiyet duygusuna katkıda bulunan faktörlerin belirlenmesini amaçlamaktadır. Bulgular, tasarımcılara, mimarlara ve karavanlarda yaşayan bireylere değerli bilgiler sağlayacak ve sonuçta yerden bağımsız yaşam alanları için daha kapsayıcı ve kullanıcı merkezli tasarımların geliştirilmesine katkıda bulunacaktır.Item The mobilization of the al-Nahda movement in Tunisia (1981-2010)(Başkent Üniversitesi Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, 2023) Sivrikaya, Halil Atilla; Eligür, BanuThe research question of this dissertation is how best to explain the nonviolent mobilization of the al-Nahda in Tunisia during a three-decade state repression between 1981 and 2010. This study examines why and how the al-Nahda emerged; founded a political party, created distinct goals different from contemporary Islamist movements in Tunisia, and showed remarkable moderation, pragmatism and flexibility in its preferences of alliance, strategies and policies, involving alliance with the secular groups facing regime repression. This dissertation analyzes the al-Nahda in accordance with the Social Movement Theory, and in this context, applies the Political Process Model (PPM) advanced mainly by Sidney George Tarrow, Doug McAdam and Charles Tilly. The answer to the research question hence lies in uncovering the changing and transforming factors, which are political opportunity structures, organizational dynamics and framing processes, at both international and national levels of the political domain as well as the movement. Process tracing method is also essential to underline these factors at different periods of the movement, which form the strategy of its political engagement. This dissertation contributes to literature by examining mobilization of an Islamist movement in a non-Western semi-authoritarian political setting by applying the PPM. Drawing on the al-Nahda case, this dissertation argues that an Islamist movement can survive and mobilize its base through moderation despite a heavy state repression. Bu tezin araştırma sorusu, 1981 ile 2010 yılları arasında otuz yıl süren devlet baskısı sırasında Tunus’taki En-Nahda’nın şiddet içermeyen toplumsal hareketliliğinin en iyi nasıl bir şekilde açıklanacağıdır. Bu çalışma, En-Nahda’nın neden ve nasıl ortaya çıktığını; siyasi bir parti kurduğunu, Tunus’taki çağdaşı İslami hareketlerden farklı hedefler yarattığını ve ittifak tercihlerinde (ki aralarında rejimin baskısına maruz kalan seküler gruplar da vardı), stratejilerinde ve politikalarında dikkate değer bir ılımlılık, pragmatizm ve esneklik gösterdiğini araştırıyor. Bu tez, En-Nahda’yı Sosyal Hareket Teorisi’ne göre analiz ediyor ve bu bağlamda Sidney George Tarrow, Doug McAdam ve Charles Tilly tarafından geliştirilen Siyasi Süreç Modeli’ni uyguluyor. Dolayısıyla araştırma sorusunun cevabı, siyasi fırsat yapıları, örgütsel dinamikler ve çerçeveleme süreçleri gibi değişen ve dönüşen faktörleri siyasi alanın ve hareketin hem uluslararası hem de yerel düzeylerinde ortaya çıkarmakta yatıyor. Hareketin politik stratejisini belirleyen bu faktörlerin farklı dönemlerde altının çizilmesi ise süreç izleme yöntemini elzem kılıyor. Bu tez, Siyasi Süreç Modeli’ni uygulayarak Batılı olmayan yarı otoriter bir siyasi ortamda İslami bir hareketin toplumsal hareketliliğini inceleyerek literatüre katkıda bulunuyor. En-Nahda örneğinden yola çıkan bu tez, İslami bir hareketin, ağır bir devlet baskısına rağmen ılımlılık yoluyla ayakta kalabileceğini ve tabanını harekete geçirebileceğini savunuyor.